İskilip Redif Kışlası
Uzun yıllar askerî amaçlarla kullanılan, daha sonra işlevini kaybederek atıl durumda kalan yapı, gerçekleştirilen kapsamlı restorasyonun ardından 2024 yılında yeniden kullanıma açılmış ve kültür merkezi niteliği kazanmıştır.
Redif Kışlasını anlamak için öncelikle Osmanlı’daki Redif teşkilatının ne olduğunu bilmek gerekir. Yeniçeri Ocağı’nın 1826 yılında kaldırılmasının ardından II. Mahmud tarafından Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye adıyla yeni bir ordu kurulmuş, bu ordunun desteklenmesi ve taşrada yedek asker yetiştirilmesi amacıyla 8 Temmuz 1834 tarihinde Redif Kanunnâmesi çıkarılmıştır. Redif birlikleri, düzenli ordunun ihtiyaç duyduğu dönemlerde kullanılabilecek yedek kuvvet niteliğindeydi. Barış zamanında bulundukları bölgelerde yaşayan askerler belirli dönemlerde eğitim görmekte, savaş ve seferberlik zamanlarında ise birliklerine katılmaktaydı.
Bu sistem zaman içerisinde Anadolu’nun birçok şehir ve kazasında redif taburları, redif daireleri, depolar ve kışlaların kurulmasını beraberinde getirmiştir. İskilip Redif Kışlası da Osmanlı ordusunun 19. yüzyılda geçirdiği bu modernleşme sürecinin taşradaki mimari örneklerinden biridir. Bu nedenle yapı yalnızca İskilip tarihine değil, Osmanlı Devleti’nin askerî teşkilat tarihine ilişkin de önemli bilgiler taşımaktadır.
İskilip Redif Kışlasının yapım tarihi konusunda resmî kaynaklar birbirini tamamlayan bilgiler vermektedir. Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yapıyı 20. yüzyılın başlarına tarihlenen Geç Osmanlı dönemi eseri olarak tanımlamaktadır. İskilip Belediyesi ise yapının temelinin 1890 yılında atıldığını ve inşaatının 1900 yılında tamamlandığını belirtmektedir. Dolayısıyla yapı, Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki askerî ve idarî modernleşme faaliyetlerinin İskilip’teki somut örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Kışla, İskilip’in Meydan Mahallesi’nde bulunmaktadır. Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün mimari tanımına göre yapı kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı bir binadır. Bodrum katıyla birlikte üç katlı olan yapı, askerî kullanımın gerektirdiği geniş ve düzenli mekânlara sahip olacak şekilde tasarlanmıştır. Anadolu Ajansı ve Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı kaynaklarında binanın yaklaşık 720 metrekarelik bir alan üzerinde yükseldiği belirtilmektedir.
Yapının mimarisinde en dikkat çekici unsur taş kullanımıdır. Ana duvarlarda araları harçla doldurulmuş moloz taş tercih edilmiş; binanın dış cephe köşelerinde, kapı ve pencere sövelerinde, katlar arasındaki yatay silmelerde ve saçak altlarında ise daha düzgün işlenmiş kesme taş kullanılmıştır. Böylece yapının taşıyıcı ve ana yüzeylerinde daha ekonomik moloz taş kullanılırken, mimari açıdan vurgulanmak istenen bölümlerde kesme taşla daha düzenli bir görünüm elde edilmiştir.
Cephede katları birbirinden ayıran yatay taş silmeler ve düzenli biçimde sıralanan kemerli pencere açıklıkları, yapıya karakteristik bir askerî mimari görünüm kazandırmaktadır. Dış cephede süslemenin sınırlı tutulması, yapının öncelikle işlevsel bir askerî bina olarak tasarlandığını gösterirken; pencere ve kapı çevrelerinde kullanılan kesme taşlar cepheye belirli bir düzen ve anıtsallık kazandırmaktadır. Bu sade ve simetrik mimari anlayış, Osmanlı’nın son döneminde Anadolu’da inşa edilen askerî ve kamu yapılarında yaygın olarak görülen özelliklerle uyumludur.
İskilip Redif Kışlası yalnızca askerlerin barındığı bir yapı değildi. Redif birliklerinin genel işleyişi düşünüldüğünde bu tür binalar askerlerin toplanması, kayıt ve sevk işlemlerinin yürütülmesi, eğitim verilmesi ve askerî malzemelerin muhafaza edilmesi gibi çeşitli işlevlere hizmet ediyordu. Anadolu Ajansı da İskilip’teki yapıyı Osmanlı döneminde askerlerin “toplanma, eğitim ve sevk merkezi” olarak kullanılan bir kışla şeklinde tanımlamaktadır.
Yapının askerî tarih açısından en dikkat çekici özelliği, Osmanlı Devleti’nin son yılları ile Millî Mücadele döneminde aktif biçimde kullanılmış olmasıdır. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı ve Anadolu Ajansı kayıtlarına göre kışla Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşları ve Kurtuluş Savaşı dönemlerinde aktif olarak hizmet vermiştir. Bu nedenle bina yalnızca sıradan bir taşra askerî yapısı değil, 20. yüzyılın başındaki büyük savaş ve seferberliklerin İskilip üzerindeki izlerini taşıyan tarihî bir mekândır.
Kışlanın kullanımının ne zaman sona erdiği konusunda kaynaklarda farklı dönemler öne çıkmaktadır. Anadolu Ajansı ve OKA, askerî kullanımın 1945 yılına kadar devam ettiğini belirtmektedir. İskilip Belediyesi ise redif taburlarının 1912 yılında kaldırılmasından sonra yapının Askerlik Şubesi olarak kullanılmaya devam ettiğini ve bu işlevin 1960 yılına kadar sürdüğünü kaydetmektedir. Bu bilgiler birlikte değerlendirildiğinde kışlanın redif teşkilatı ortadan kalktıktan sonra da askerî ve idarî amaçlarla kullanılmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla yapının tarihini “1912’de Redif Kışlası işlevi sona erdi ve bina tamamen terk edildi” şeklinde anlatmak doğru değildir. Redif teşkilatındaki değişikliklerin ardından bina yeni askerî-idarî işlevler kazanmış; askerlik şubesi olarak kullanılması sayesinde İskilip halkının askerlik işlemleriyle doğrudan ilişkili bir kamu yapısı olma özelliğini uzun süre korumuştur.
Yapının askerî işlevini kaybetmesinden sonra ise uzun bir bakımsızlık ve atıl kalma dönemi başlamıştır. Zaman içerisinde çatısı ve iç mekânları zarar görmüş, yapı kullanılmaz hâle gelmiştir. Ancak mimari bütünlüğünün önemli bölümünün korunması ve İskilip’in tarihî kimliği açısından taşıdığı değer nedeniyle kışlanın yeniden ayağa kaldırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır.
Restorasyon sürecinin ilk önemli aşamalarından biri 2014 yılında gerçekleştirilmiştir. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansının desteğiyle İskilip Kaymakamlığı tarafından yapının rölöve ve restitüsyon projesi hazırlanmıştır. Rölöve çalışması binanın mevcut durumunun ayrıntılı biçimde belgelenmesini, restitüsyon ise tarihî yapının özgün durumunun araştırılarak yeniden ortaya konulmasını amaçlamıştır. Böylece gerçekleştirilecek restorasyon için bilimsel ve teknik altyapı oluşturulmuştur.
Ardından OKA’nın 2016 Yılı Turizmin Geliştirilmesine Yönelik Küçük Ölçekli Altyapı Yatırımları Mali Destek Programı kapsamında Redif Kışlası Restorasyon Projesi uygulamaya alınmıştır. Ancak restorasyon sırasında ortaya çıkan ilave işler ve bütçe yetersizliği nedeniyle çalışmalar kesintiye uğramış; 2018 yılında proje tasfiye edilmiştir. 2019 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığından ek kaynak sağlanarak çalışmaların tamamlanması için yeniden girişimlerde bulunulmuştur.
Uzun süre tamamlanamayan restorasyon 2023 yılında yeniden başlatılmıştır. Çorum İl Özel İdaresinin yürüttüğü çalışmalar sonucunda tarihî yapının restorasyonu tamamlanmış ve bina Nisan 2024’te yeniden hizmet vermeye başlamıştır. Böylece yıllarca atıl durumda kalan Geç Osmanlı askerî yapısı, yaklaşık yedi yıla yayılan kesintili restorasyon sürecinin sonunda yeniden İskilip’in sosyal yaşamına kazandırılmıştır.
Restorasyon sırasında yapıya yeni işlevler kazandırılırken tarihî mimarinin korunması amaçlanmıştır. Günümüzde Redif Kışlasında 265 koltuk kapasiteli bir konferans salonu, sahne, depo ve kulis odaları bulunmaktadır. Yapının bir bölümü ayrıca Misak-ı Millî İlkokulunun ek binası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Böylece Redif Kışlası hem eğitim hem de kültür faaliyetlerinin gerçekleştirildiği çok işlevli bir kamu yapısına dönüştürülmüştür.
Restorasyonun ardından gerçekleştirilen ilk faaliyetlerden biri çocuklara yönelik sinema gösterimi olmuştur. Nisan 2024’te İskilip Halk Kütüphanesi Müdürlüğü tarafından Ebüssuûd Efendi İlkokulu öğrencileri için burada film gösterilmiş; yetkililer ilerleyen süreçte İskilip’in yazarlarını, şairlerini, geleneksel kültürünü ve yerel tarihini tanıtan etkinliklerin de Redif Kışlasında düzenlenmesini hedeflediklerini açıklamıştır.
Bu hedef kısa sürede uygulamaya dönüşmüştür. 31 Mayıs 2024 tarihinde “İlim ve Manevi Yönüyle Akşemseddin” paneli Redif Kışlasında gerçekleştirilmiş; Akşemseddin’in hayatı, İskilip ve Evlik’le bağlantısı, Şeyh Muhiddin Yavsî ve Muslihiddin Attâr gibi isimlerle ilişkili tarihî konular akademisyen ve araştırmacılar tarafından ele alınmıştır. Böylece yaklaşık bir asır önce askerlerin toplandığı bina, bu kez İskilip’in ilim ve maneviyat tarihinin tartışıldığı akademik bir mekâna dönüşmüştür.
29 Ekim 2024’te ise Cumhuriyet’in 101. yılı dolayısıyla “Son Akşam Yemeği” adlı film Redif Kışlasında halkla buluşturulmuştur. Bu ve benzeri film gösterimleri, daha sonra “Redif Kışlası Sinema Günleri” gibi kültürel faaliyetlerle devam etmiştir. Kaymakamlığın 2024 faaliyet raporunda kışlada sinema, konferans ve çeşitli kültürel programların gerçekleştirildiği görülmektedir.
Redif Kışlasının yeni işlevinin en güçlü örneklerinden biri de 22 Mayıs 2025 tarihinde düzenlenen “Türk İslam Medeniyetinde Vakıf Geleneği: İskilip Örneği” panelidir. İki oturum hâlinde gerçekleştirilen toplantıya farklı üniversitelerden akademisyenler ve araştırmacılar katılmış; İskilip’in tarihî vakıfları, Şeyh Muhiddin Yavsî ve ailesinin vakıfları, Kazasker Cafer Efendi Vakfiyesi, tarihî ticaret dokusu ve İskilip için kültür rotası önerileri ele alınmıştır.
Yapı aynı zamanda turizm ve gastronomi çalışmalarının yürütüldüğü bir toplantı mekânına dönüşmüştür. İskilip’in doğa turizmi alanları ile gastronomik değerlerinin geliştirilmesine ilişkin çalıştayın Redif Kışlasında gerçekleştirilmesi, binanın günümüzde ilçenin kültürel ve turistik geleceğinin konuşulduğu merkezlerden biri hâline geldiğini göstermektedir.
Redif Kışlasında İskilip’in askerî geçmişine ilişkin hatıraların korunmasına yönelik çalışmalar da yapılmaktadır. İskilip Kaymakamlığının 2024 faaliyet raporunda İskilip Redif Taburu Yüzbaşısı Mahmut Efendi’ye ait mezar taşının restore edilerek Redif Kışlasında koruma altına alındığı belirtilmektedir. Bu uygulama, binanın yalnızca etkinlik salonu olarak değil, kendi askerî geçmişini anlatabilecek bir tarih ve hafıza mekânı olarak da değerlendirilmeye başlandığını göstermektedir.
Mimari açıdan bakıldığında Redif Kışlasının bugün ayakta kalması, İskilip’in tarihî şehir dokusunun çeşitliliği açısından da önemlidir. İlçede geleneksel ahşap ve hımış evler, Osmanlı camileri, arastalar ve çeşmeler ön plana çıkarken, Redif Kışlası anıtsal taş mimarisiyle bu yapılardan farklı bir karakter sergilemektedir. Böylece İskilip’in tarihî dokusunda sivil, dinî ve ticari mimarinin yanında Geç Osmanlı askerî mimarisinin de güçlü bir örneği korunmuş olmaktadır.
Yapının Meydan Mahallesi’ndeki konumu da kültür turizmi bakımından değerlidir. Ulu Cami, tarihî şehir dokusu, arastalar, İskilip Kalesi ve diğer kültür varlıklarıyla birlikte düşünüldüğünde Redif Kışlası, ilçe merkezindeki tarihî yapıların birbirine bağlanabileceği kültür rotalarının önemli duraklarından biri olabilecek niteliktedir. Nitekim 2025 yılındaki akademik panelde doğrudan “İskilip Kenti İçin Kültür Rotası Önerisi” başlıklı bir sunumun gerçekleştirilmiş olması da bu yaklaşımı desteklemektedir.
İskilip Redif Kışlasının geçirdiği dönüşüm, tarihî yapıların korunmasında yeniden işlevlendirme yaklaşımının önemli bir örneğidir. Bir tarihî binayı korumak yalnızca duvarlarını onarmak ve kapısını kilitlemek anlamına gelmez. Yapının özgün mimari özelliklerini koruyarak ona günümüz ihtiyaçlarına uygun yeni bir kullanım kazandırılması, binanın toplumla ilişkisini sürdürmesine yardımcı olur. Redif Kışlasının konferans, panel, sinema, eğitim ve kültürel etkinlikler için kullanılması da yapının günlük yaşamın içerisinde yeniden yer almasını sağlamıştır.
Bu açıdan Redif Kışlası, askerî bir yapıdan kültür ve eğitim merkezine uzanan yaklaşık 125 yıllık bir değişimin somut tanığıdır. 1890’da temeli atılan ve 1900’de tamamlanan bina, Osmanlı’nın son döneminde redif teşkilatına hizmet etmiş; Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale ve Millî Mücadele yıllarında kullanılmış; daha sonra askerlik şubesi olarak işlevini sürdürmüş, uzun bir atıl kalma döneminden sonra restore edilerek yeniden hayata kazandırılmıştır.
Bugün İskilip Redif Kışlası, ilçenin askerî tarihini, Geç Osmanlı mimarisini ve çağdaş kültür yaşamını aynı yapı içerisinde buluşturan önemli bir kültür varlığıdır. Moloz ve kesme taşlardan oluşan anıtsal cephesi geçmişin askerî mimarisini taşırken; içerisindeki konferans salonu, sahne ve etkinlik alanları yapının yeni kuşaklarla yeniden buluşmasına imkân vermektedir. Bu nedenle Redif Kışlası yalnızca korunmuş eski bir bina değil, İskilip’in tarihî mirasının yeniden işlevlendirilerek yaşayan bir kültürel mekâna dönüştürülmesinin başarılı örneklerinden biri olarak değerlendirilmelidir.