Kültürel 21 Ağu 2026 5 Görüntülenme

İskilip Ayakkabıcılık Geleneği

İskilip Ayakkabıcılık Geleneği

Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de İskilip’in geleneksel el sanatlarını tanıtırken ilçenin el imalatı ayakkabılarıyla adını duyurduğunu özellikle belirtmektedir.

İskilip ayakkabıcılığının gelişimini anlamak için ilçenin eski dericilik geleneğine de bakmak gerekir. Osmanlı döneminin sonlarına ait kayıtlarda İskilip kazasında çok sayıda tabakhanenin bulunduğu görülmektedir. İskilip Kaymakamlığının aktardığı tarihî kayıtlarda 19. yüzyıl sonunda kazada 18 tabakhane bulunduğu belirtilmektedir. Tabakhaneler, hayvan derilerinin temizlenerek ve çeşitli işlemlerden geçirilerek ayakkabı, semer ve başka deri ürünlerinin yapımında kullanılabilecek hâle getirildiği üretim alanlarıydı.

İskilip geleneksel el sanatları üzerine Begül Özkoca ve Hilal Bozkurt tarafından yapılan saha araştırması, dericilik ile ayakkabıcılık arasındaki bu ilişkiyi doğrudan doğrulamaktadır. Araştırmacılar, İskilipli ayakkabı ustalarından aldıkları bilgilere göre ilçede geçmişte tabakhanelerin bulunduğunu ve ustaların ayakkabı ile semer yapımında kullanacakları derileri kendilerinin işlediğini kaydetmiştir. Deriler temizleme, bekletme, kireçleme, kurutma ve yüzey temizliği gibi aşamalardan geçirildikten sonra kullanılacak ürüne göre parçalara ayrılmaktaydı. Böylece ayakkabıcılık, İskilip’te tek başına gelişen bir zanaat değil, dericilik ve tabaklıkla bağlantılı daha geniş bir üretim kültürünün parçasıydı.

Ayakkabıcıların çalışma alanlarının önemli bölümü İskilip’in tarihî arastalarında bulunuyordu. İskilip Belediyesi, ilçedeki geleneksel arastaların geçmişte aynı veya benzer işi yapan esnafın bir arada bulunduğu ticaret alanları olduğunu ve bu bölümlerin mesleklerine göre adlandırıldığını belirtmektedir. Bu nedenle tarihî çarşı içerisinde “Ayakkabıcılar Arastası”, “Semerciler Arastası” ve “Leblebiciler Arastası” gibi isimler ortaya çıkmıştır. Arastalar yalnızca alışveriş yapılan yerler değil, aynı zamanda üretimin gerçekleştirildiği, mesleki dayanışmanın oluştuğu ve ustalık bilgisinin yeni kuşaklara aktarıldığı kültürel alanlardı.

Bu yapı, geleneksel Ahilik ve esnaf kültürünün İskilip’teki izleri açısından da önemlidir. Aynı meslek grubundaki ustaların birbirine yakın dükkânlarda çalışması; malzeme temini, üretim, satış ve mesleki dayanışmanın aynı çarşı çevresinde gelişmesine imkân sağlıyordu. İskilip Belediyesi de tarihî arastaların ekonomik hareketliliğin yanında yardımlaşma, dayanışma ve Ahilik geleneğini yaşatması bakımından kültürel değer taşıdığını vurgulamaktadır.

Geleneksel ayakkabı üretiminde iş büyük ölçüde ustanın el becerisine ve tecrübesine dayanıyordu. Hitit Üniversitesi araştırmasında İskilip’te gözlemlenen üretim aşamaları ayrıntılı biçimde kaydedilmiştir. Öncelikle yapılacak ayakkabının numarasına uygun kalıp seçiliyor; deri kalıba göre kesiliyor ve inceltilmesi gereken bölümler hazırlanıyordu. Ardından ayakkabının burun biçimini veren bölümler oluşturuluyor, astar ile deri birleştiriliyor, deri yumuşatılarak şekillendiriliyor ve arka kısım dikiliyordu. Sonraki aşamalarda ayakkabı kalıba çekiliyor, buhar uygulanıyor, taban bölümü hazırlanıyor, gerekli yapıştırma ve sabitleme işlemleri gerçekleştiriliyor ve ürün son olarak boyanıp bitiriliyordu.

Bu işlemlerin önemli bölümü ayakkabı henüz bitmiş hâle gelmeden önce ustanın ürünü defalarca kontrol etmesini gerektiriyordu. Ayakkabının ayağa oturması, derinin kırışmadan kalıp üzerine çekilmesi, dikişlerin sağlamlığı ve tabanın gövdeyle düzgün biçimde birleşmesi ürünün kalitesini belirleyen unsurlardı. Bu nedenle geleneksel kunduracılık yalnızca birkaç parçayı bir araya getirmek değil, malzemeyi tanımayı, doğru kalıbı seçmeyi ve ayakkabıyı aşama aşama biçimlendirmeyi gerektiren bir uzmanlık alanıydı.

İskilip’te bu zanaatın dikkat çekici ürünlerinden biri de mes olmuştur. Yumuşak deriden hazırlanan ve geleneksel kullanımda ayağa giyilen meslerin yanı sıra kişiye özel sipariş ayakkabıları da üretilmiştir. 2013’te yayımlanan saha araştırması sırasında İskilip merkezindeki Arastalar Çarşısı’ndaki küçük dükkânlarda mes üretiminin ve sipariş üzerine ayakkabı yapımının az sayıda usta tarafından hâlâ sürdürüldüğü kaydedilmiştir.

Bu bilgi, İskilip ayakkabıcılığının yalnızca eski belgelerde kalan bir meslek olmadığını, yakın döneme kadar yaşayan ustalar üzerinden izlenebildiğini göstermektedir. Aynı araştırma, İskilip merkezindeki tarihî arastada ayakkabıcılık, semercilik, sepetçilik, demircilik, bakırcılık ve ahşap oymacılığı gibi geleneksel zanaatların az sayıda ustayla varlığını sürdürmeye çalıştığını belirtmektedir.

Ayakkabıcılıkta bilgi aktarımının temelinde usta-çırak ilişkisi bulunuyordu. Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de geleneksel meslekleri açıklarken bu mesleklerin yalnızca üretim faaliyeti olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekmektedir. Geleneksel esnafın çoğu zaman aynı zamanda üretici, satıcı ve pazarlamacı olması; aynı meslek grubunun belirli sokaklarda toplanması ve mesleğin usta-çırak sistemiyle aktarılması, bu faaliyetlerin kendilerine özgü bir “meslek kültürü” oluşturmasını sağlamıştır. Kurum ayrıca Çorum tarihinde kunduracılığın güçlü lonca teşkilatına sahip mesleklerden biri olduğunu belirtmektedir.

İskilip’te de çocukluk veya gençlik çağında bir ustanın yanına giren çırak, ayakkabının tamamını bir anda yapmayı öğrenmiyordu. Önce atölyenin düzenini, kullanılan aletleri ve derinin özelliklerini tanıyor; daha sonra basit işlemlerden başlayarak kesim, dikim, kalıba çekme ve taban hazırlama gibi daha fazla deneyim gerektiren aşamalara geçiyordu. Yıllar içerisinde kalfa ve ardından usta seviyesine ulaşılması, mesleki bilginin uygulamalı olarak kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlıyordu.

Ancak seri üretimin ve fabrikasyon ayakkabıların yaygınlaşması, İskilip’teki küçük zanaat atölyelerini de önemli ölçüde etkilemiştir. Özkoca ve Bozkurt’un saha araştırmasında, geçmişte yaygın olan geleneksel el sanatlarının daha ucuz fabrikasyon ürünlerle rekabet etmekte zorlandığı; çırak bulunamaması, ürünlere olan talebin azalması, pazarlama sorunları ve hammadde güçlükleri nedeniyle ustaların sayısının önemli ölçüde azaldığı belirtilmektedir. Ayakkabıcılık da bu dönüşümden etkilenen mesleklerin başında gelmektedir.

Buna rağmen İskilip’te ayakkabıcılık tamamen ortadan kalkmamış, geleneksel zanaattan daha örgütlü ve modern üretime geçişin de temelini oluşturmuştur. İlçenin ekonomik yapısına ilişkin Kaymakamlık kayıtlarında ayakkabıcılık, marangozluk, mobilyacılık, leblebicilik ve terzilik gibi mesleklerin İskilip’teki küçük üretim faaliyetleri arasında sayıldığı; ayrıca ayakkabı üretiminin ilçe ekonomisine katkıda bulunduğu belirtilmektedir.

Bu dönüşümün önemli örneklerinden biri İskilip Halk Eğitim Merkezi üzerinden görülmektedir. Akademik saha araştırmasında, Halk Eğitim Merkezinin ayakkabı üretimi konusunda eğitim verdiği ve araştırmanın yapıldığı dönemde bu alanda ustalar ile çok sayıda kursiyerin bulunduğu kaydedilmiştir. Böylece geçmişte ağırlıklı olarak dükkân içerisindeki usta-çırak ilişkisiyle aktarılan bazı mesleki beceriler, zaman içerisinde kurs ve mesleki eğitim programları aracılığıyla da öğretilmeye başlanmıştır.

İskilip Halk Eğitim Merkezinin ayakkabıcılıkla ilişkisi daha eski kayıtlarda da açık biçimde görülmektedir. 2007 tarihli bir haberde merkezin 1990 yılında mobilya ve ayakkabı atölyeleriyle üretime başladığı, ilerleyen yıllarda ayakkabı ve diğer el sanatları alanlarında hem üretim hem de meslek eğitimi gerçekleştirdiği aktarılmaktadır. İskilip Kaymakamlığının güncel genel bilgiler sayfasında da Halk Eğitim Müdürlüğünde üretilen ayakkabıların piyasaya sunulduğuna ilişkin bilgi yer almaktadır.

İskilip’te ayakkabıcılığın yalnızca küçük atölyelerde kalmayıp sanayi ölçeğine ulaşması da ilçenin zanaat tarihi açısından dikkat çekicidir. 2013 tarihli “Ayakkabı Tasarımı ve Üretimi Lisans Programına Yönelik Eğitim İhtiyaçlarının Belirlenmesi” başlıklı doktora tezinde, İskilip’te 1950’li yıllarda kurulan bir ayakkabı üretim işletmesinin zamanla önemli bir üretim kapasitesine ulaştığı ve ürünlerini yurtiçi ile yurtdışı pazarlara sunduğu belirtilmektedir. Çalışmada İskilip, Türkiye’de geleneksel üretim merkezlerinin dışında ayakkabı sektörünün büyüyüp markalaşabildiği dikkat çekici örneklerden biri olarak değerlendirilmiştir.

Benzer biçimde İskilip Kaymakamlığı da ilçenin ekonomik yapısını anlatırken ayakkabı üretiminin ve ayakkabıcılıkla ilgili küçük işyerlerinin yerel ekonomi içerisindeki varlığını özellikle belirtmektedir. Bu durum İskilip’te geleneksel kundura ustalığından atölye üretimine, mesleki eğitimden fabrika ölçeğindeki üretime uzanan dikkat çekici bir sürekliliğin oluştuğunu göstermektedir.

Bu nedenle İskilip ayakkabıcılığının tarihini yalnızca “eskiden elle ayakkabı yapılırdı” şeklinde değerlendirmek eksik kalır. İlçede geçmişte tabakhanelerin deriyi hazırladığı, ayakkabıcıların tarihî arastada çalıştığı, ustaların mes ve sipariş ayakkabı ürettiği, mesleğin usta-çırak ilişkisiyle aktarıldığı ve daha sonraki yıllarda bu birikimin mesleki eğitim ile sanayi üretimine taşındığı birbirine bağlı bir üretim kültürü bulunmaktadır.

Bugün geleneksel el yapımı ayakkabı üretimi eski yaygınlığını büyük ölçüde kaybetmiş olsa da Ayakkabıcılar Arastası, eski ustalar, mes yapımı, deri işleme hafızası ve modern ayakkabı üretimi, İskilip’in bu zanaatla kurduğu tarihî bağın izlerini taşımaya devam etmektedir. Geleneksel ustaların kullandıkları üretim tekniklerinin belgelenmesi ve yeni kuşaklara aktarılması, yalnızca eski bir mesleğin korunması değil, ilçenin tarihî çarşı ve esnaf kültürünün de yaşatılması anlamına gelmektedir.

İskilip’in ayakkabıcılık geleneği; dericilik, tabaklık, Ahilik, arasta kültürü ve usta-çırak ilişkisini bir araya getiren köklü bir zanaat mirasıdır. El emeğiyle hazırlanan ayakkabılardan meslere, tarihî küçük atölyelerden mesleki eğitim kurumlarına ve modern üretime kadar uzanan bu süreç, ayakkabıcılığın İskilip için yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını; ilçenin sosyal hayatını, esnaf dayanışmasını ve üretim kültürünü şekillendiren önemli tarihî değerlerden biri olduğunu göstermektedir.